18 Ocak 2013 Cuma

www.erdemlihayat.com İçin Senai Demirci İle Gerçekleştirdiğim Röportaj




Bir kız çocuğunun hükümlü babasına “Hadi baba gelsene, hadi kapıyı açıp gelsene” diye yalvarması, hayatında hiç ağlamayan babasını ve mahkûmlara eğitim veren Senai Demirci’yi de gözyaşlarına boğuyor.

***

Beyza Keskin

Metris, Silivri, Ümraniye, Kartal ve Maltepe cezaevlerindeki mahkûmlara yönelik eğitimler veren Senai Demirci, “Bir kez de siz bana nasihat edin” talebinde bulundu. Hayatında hiç ağlamadığını belirten hükümlü bir babanın anlattıkları üzerine ise ortamı hüzün bulutları kapladı ve gözyaşı sel olup aktı…

Senai Demirci’ye cezaevinde eğitim deneyiminin ve kendisini de ağlatan hikâyenin ayrıntılarını sorduk.



Metris Cezaevinde eğitim konusu nasıl gündeme geldi ve gerçekleşti?

Sadece Metris Cezaevi değil tabii ki, özellikle Anadolu yakasında olmak üzere Metris, Silivri, Ümraniye, Kartal, Maltepe cezaevleri… Bu cezaevlerinden her biri aynı zamanda bir komplekstir. Bir Maltepe cezaevi dediğimiz zaman 4-5 tane cezaevinden bahsediyoruz. Ayrı ayrı birimleri var.

Batıda uygulanan bir sistem var ve bu sisteme göre cezaevinde eğitimciler psikologlar, hattâ din adamları bulunuyor. Bu Türkiye’de oturmamış bir sistem. Bunun başlangıcı olarak Adalet Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile başladık. Bizim de uzun zamandır dert edindiğimiz bir konuydu. Çünkü hapishane insanı ıslah etmiyor. Oradan çok daha büyük bir hınç ve intikam hissi ile çıkıyor insanlar. Oradaki fazla vakitlerini değerlendiremiyorlar. Bu fazla vakitleri yönetemiyorlar. Yönetseler daha mutlu olacaklar. Bu amaçlarla hapishanelerde eğitimlere başladık.

Eğitimin sıklığı nedir?

Yaklaşık 4-5 yıldır düzenli olarak gidip geliyoruz. Şu ana kadar eğitim yaptığımız bir grupla tekrar eğitim yapmadık. Her grupla ancak bir sefer yapma şansımız oldu.

Eğitime katılanlar kimler?

Erkekler çoğunlukta, bir de orta yaşlı insanlar. Bir tek Maltepe cezaevinde çocuk cezaevi var. Kendi oğlum yaşında insanlar; suça itilmiş bunlar. Oraya giderken çok zorlanıyorum. Ve içim çok acıyor. Çıkışta da çok mahzun çıkarım.

Bir de şöyle yapıyorum. Eğitime katılan grup için “bunlar kim?” diye hapishane yönetimine sormuyorum. Yani karşımda katil mi var, gaspçı mı, cinsel suçlu mu, bilmiyorum. Çünkü bilirsem ön yargılı olurum. Ve hapishane çok kalabalık. Onun için, güvenlik açısından karşınıza en fazla 40-50 kişi çıkarıyorlar.



“HADİ BABA, KAPIYI AÇIP GELSENE”

Mahkûmlarda ne tür değişiklikler oldu?

Eğitimin mahkûmlar üzerindeki etkisini gözlemleyecek bir çalışmamız olmadı. Ama ben, toplantının başından sonuna kadar insanların yüzlerindeki değişimi görebiliyorum. Tabii bunun onlarda ne kadar etki bıraktığını ya da kalıcı etki bırakıp bırakmadığını bilmiyorum.

Gittiğiniz eğitimlerde dikkatinizi çeken bir hayat hikâyesi oldu mu?

Paşakapısı Cezaevinde memuriyetle ilgili suç işleyenler alınıyor. Biraz kalabalık bir yer burası. Birgün orada eğitim veriyoruz… Dedim ki, “Hep ben nasihatte bulunuyorum; bir kez de siz bana nasihat edin.” Birisi dedi ki: “Hocam şu yaşıma kadar erkeğiz ya, hiç ağlamadım. Ama dün beni kızım ağlattı. Dün annesiyle görüştükten sonra gideceklerken kızım, ‘Hadi baba gelsene, hadi kapıyı açıp gelsene’ dedi ve dayanamadım ağladım hocam.” Gerçekten beni de ağlatır bu hikâye…

                                                                                                                                 Beyza Keskin

http://erdemlihayat.com/?p=784 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder